Sevgili Lippo takipçileri, bugünkü yazımızda “İspanyolca iyi geceler ne demek” konusuna odaklanıyoruz.
İspanyolca iyi geceler ne demek?
Kayseri’nin geceleri bazen insanın içine fazla sessiz sızıyor. Sanki şehir uyumuyor da sadece nefesini tutuyor gibi. Pencereden baktığımda Erciyes’in karanlık silueti, gün boyu üstüme çöken düşünceleri biraz daha ağırlaştırıyor. 25 yaşındayım ve bunu saklamıyorum: bazen çok yalnız hissediyorum. Günlüklerim de bunu biliyor zaten. Her gece aynı sayfaya benzer şeyler yazıyorum; değişen sadece tarih oluyor.
O gece de farklı değildi.
Oturma odasında küçük lambam yanıyordu. Çayım soğumuştu ama umursamıyordum. Defterimi açtım ve yine yazmaya başladım. “Bugün yine hiçbir şey tam olmadı.” diye yazdım. Sonra durdum. Çünkü bazen kelimeler bile yetmiyor.
Tam o sırada telefona bir bildirim düştü. Basit bir mesaj. Ama o mesaj, gecemin yönünü değiştirecek kadar sıradan ve aynı zamanda güçlüydü.
Bir dil uygulamasından gelen cevap: “Buenas noches.”
Birkaç saniye sadece ekrana baktım. Ne hissettiğimi bile çözemedim. Güzel mi, yabancı mı, sıcak mı… Hepsi aynı anda gibi.
Ve o an zihnimde tek bir soru belirdi:
İspanyolca iyi geceler ne demek?
Bir kelimenin içimde açtığı kapı
“Buenas noches” yazıyordu ekranda. Parmağımı ekranda gezdirdim. Sanki kelimelere dokunursam anlamları bana geçecekmiş gibi.
İspanyolca bilmiyordum. Ama o an bilmemenin bile bir çekiciliği vardı. İnsan bazen anlamadığı şeylere daha çok bağlanıyor. Çünkü hayal kuracak boşluk kalıyor.
Hemen çeviriye baktım. “İyi geceler” demekti.
Basit. Çok basit.
Ama ben o an basitliğe değil, hisse takıldım.
Bana “iyi geceler” diyen biri yoktu uzun zamandır. Ya da varsa bile benim içime ulaşmıyordu. O yüzden bu iki kelime, başka bir dilden gelse bile, içimde beklenmedik bir sıcaklık bıraktı.
O gece defterime yeni bir cümle yazdım:
“Bugün ilk kez İspanyolca bir iyi geceler bana dokundu.”
Ve sonra tekrar sordum kendime:
İspanyolca iyi geceler ne demek? Sadece bir çeviri mi, yoksa bir uzaklığın içinden gelen küçük bir yakınlık mı?
Kayseri’de başlayan yabancı bir bağ
O uygulamada biriyle konuşmaya başlamam tamamen tesadüftü. İspanyolcayı geliştirmek için indirmiştim ama çoğu zaman konuşmalar yarım kalıyordu. İnsanlar ya sıkılıyordu ya da ben kendimi anlatacak kelime bulamıyordum.
Ama o kişi farklıydı.
Adı Laura’ydı. İspanya’da yaşıyordu. Ben Kayseri’de, o başka bir kıtanın sabahında.
İlk konuşmamız çok sıradandı. “Nasılsın?” gibi basit cümleler. Ben Türkçe düşünerek İngilizce yazıyordum, o ise İspanyolca cevap veriyordu. Arada çeviri yapıyorduk ama bazen çeviri bile yetmiyordu.
Bir gün bana kendi dilinde iyi geceler yazdı: “Buenas noches.”
İşte o zaman gerçekten hissettim. Bu kelime sadece bir veda değildi. Bir tür “buradayım ama şimdi gidiyorum” hissiydi.
Ben de ona yazdım:
“İspanyolca iyi geceler ne demek? Bunu senden öğreniyorum.”
O da gülen bir emoji gönderdi. Sonra açıkladı. Basitçe: “Good night. Sweet dreams.”
Ama o açıklama bile yetmedi. Çünkü mesele anlam değildi. Mesele, o kelimenin bende bıraktığı boşluktu.
Geceleri büyüyen duygular
Geceler ilerledikçe konuşmalarımız da uzadı. Ben Kayseri’de sabaha karşı yazarken, o akşam yemeğini yeni bitiriyordu. Zamanlarımız birbirine hiç uymuyordu ama yine de bir şekilde aynı noktada buluşuyorduk.
Defterime şunu yazmışım:
“Bir insanı hiç görmeden özlemek mümkünmüş.”
Bunu yazarken kendime bile inanmıyordum ama hissim gerçekti.
Laura bana şehirlerden bahsediyordu. Denizi anlatıyordu. Ben de ona Kayseri’nin sert rüzgarlarını, Erciyes’in sabahları nasıl beyaz göründüğünü anlatıyordum. O “güzel” diyordu, ben ise içimden “eksik” diyordum.
Çünkü ben o an sadece bir şehir anlatmıyordum. Bir hayatın içinde paylaşacak birinin eksikliğini anlatıyordum.
Bir gece bana yine “Buenas noches” yazdı.
Ben de o kelimeyi uzun uzun ekrana baktım. Ve o an fark ettim:
İspanyolca iyi geceler ne demek? aslında “beni unutma ama şimdi uyuyorum” gibi bir his.
Hayal kırıklığıyla tanışma
Her şey her zaman sıcak kalmıyor. Bunu en çok gece konuşmalarında anlıyorsun.
Bir süre sonra Laura’nın cevapları azaldı. Önce saatler gecikti. Sonra günler.
Ben yazmaya devam ettim. Kayseri’nin geceleri daha da sessizleşti. Defterimde aynı cümleler çoğalmaya başladı.
“Bugün yazmadı.”
“Belki yoğundur.”
“Belki de sadece unutuyordur.”
Ama içimde başka bir ses vardı. Daha dürüst olan:
“Gidiyor.”
Bir gece yine yazdım:
İspanyolca iyi geceler ne demek? Eğer biri sana bunu yazmayı bırakırsa, geriye ne kalır?
Cevap yoktu.
Ve bu cevap eksikliği, en ağır cevaptı.
Kaybolan mesajlar ve içe dönen sessizlik
Telefonumda eski mesajları açtım. “Buenas noches” yazan satırları tekrar okudum. Her defasında aynı kelime ama farklı bir anlam.
Bir zamanlar bana sıcak gelen şey, şimdi uzaklığın kanıtı gibi duruyordu.
Kendime kızdığım zamanlar oldu. Neden bu kadar bağlandım? Neden bir kelimeye bu kadar anlam yükledim?
Ama sonra durdum. Çünkü dürüst olmak gerekirse, mesele Laura değildi sadece.
Mesele benim içimdeki boşluktu.
O boşluk bir kelimeyi büyütmüştü. Bir “iyi geceler”i bir hikâyeye çevirmişti.
Gecenin ortasında gelen fark ediş
Bir gece Erciyes’e bakarken defterimi açtım. Yazmadım. Sadece düşündüm.
Şunu fark ettim:
İnsan bazen bir dili değil, bir hissi öğreniyor.
“Buenas noches” benim için artık sadece İspanyolca bir ifade değildi. Bir başlangıcın, bir yakınlığın ve bir kayboluşun toplamıydı.
Ve tekrar sordum kendime, sanki ilk kez soruyormuşum gibi:
İspanyolca iyi geceler ne demek?
Bu kez cevap çeviri değildi.
Cevap bendeydi.
Birinin hayatına kısa süreliğine dokunmak, sonra geri çekilmekti.
Kayseri gecelerine geri dönüş
Zaman geçti.
Mesajlar tamamen kesildi. Bildirim sesi artık yoktu.
Ama garip bir şekilde, bu yokluk bile alışılabilir hale geldi. İnsan her şeye alışıyor. En çok da eksikliğe.
Kayseri’de geceler aynı kaldı. Sadece ben değiştim.
Artık defterime daha az yazıyorum. Ama yazdığımda daha dürüstüm.
Bir sayfaya şunu yazdım:
“Bazen bir kelime, bir insan kadar kalıcı olabilir.”
Ve bir altına ekledim:
“Buenas noches.”
O kelime artık bir mesaj değil. Bir hatıra değil. Bir yer gibi. İçimde bir oda gibi.
Son düşünce: Bir dilin ötesinde
Bugün hâlâ bazen düşünüyorum.
İspanyolca iyi geceler ne demek?
Çevirisini biliyorum artık. Bunu herkes bilir.
Ama ben başka bir şeyi öğrendim.
Bazen bir kelime, iki insan arasında köprü olur. Bazen o köprüden biri geçer, diğeri kalır.
Ben kaldım.
Kayseri’de geceler devam ediyor. Erciyes orada duruyor. Defterim hâlâ masada.
Ve ben hâlâ yazıyorum.
Çünkü bazı kelimeler sadece anlam taşımaz. Bazı kelimeler insanın içini taşır.