Düzenle
Kumsalda Kaç Tane Kum Tanesi Vardır? Sonsuzluğun İçinde Kendimi Aradığım Bir Gün
Kayseri’de yaşadığım küçük evimin penceresinden dışarı baktığımda çoğu zaman bozkırın sessizliğini görürüm. Dağların uzak çizgisi, akşamın turuncuya dönen rengi ve sokaktan geçen insanların telaşı bana hep aynı şeyi hatırlatır: Hayat, fark etmediğimiz kadar büyük ve biz, o büyüklüğün içinde küçücük bir anız.
25 yaşındayım. Günlük tutmayı yıllardır bırakmadığım bir alışkanlık olarak görüyorum. Bazen bir cümle yazmak için saatlerce beklerim, bazen de içimden geçenleri durmadan sayfalara dökerim. Çünkü bazı duygular insanın içinde kalınca ağırlaşıyor. Sevincimi, kırgınlığımı, hayal kırıklığımı ve umutlarımı yazıya dökünce kendimi daha hafif hissediyorum.
Geçen yaz yaşadığım bir gün, günlüğümde en uzun yer ayırdığım anılardan biri oldu. O gün hayatım boyunca unutamayacağım bir sorunun peşine düştüm:
“Kumsalda kaç tane kum tanesi vardır?”
Bu soru ilk duyulduğunda basit gibi geliyor. Belki bir çocuğun merak edeceği küçük bir soru gibi görünüyor. Ama o gün benim için sadece bir sayı arayışı değildi. O, sonsuzluğu anlamaya çalıştığım, kendimi ve hayatımı sorguladığım bir yolculuktu.
Denizi İlk Gördüğüm Anda Hissettiğim Heyecan
Yine bir Lippo içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Kumsalda kaç tane kum tanesi vardır”.
Kayseri’den denize gitmek benim için her zaman özel olmuştur. Şehrin karasal havasından çıkıp saatlerce yol aldıktan sonra denizin kokusunu duymak, insanın içinde farklı bir kapı açıyor.
O sabah erkenden uyandım. Çantama birkaç kitap, defterim ve kalemimi koydum. Aslında küçük bir kaçış planıydı benim için. Son zamanlarda kendimi biraz yorgun hissediyordum. Hayalini kurduğum bazı şeyler gerçekleşmemiş, verdiğim bazı emekler karşılığını bulmamıştı.
Bazen insan, elinden geleni yaptığı halde neden hâlâ istediği yere ulaşamadığını anlayamıyor. Ben de böyle bir dönemdeydim. İçimde hem büyük bir hayal kırıklığı hem de küçük bir umut taşıyordum.
Kumsala ilk adımımı attığımda ayaklarımın altında ezilen kumların sıcaklığını hissettim. Dalgaların sesi, kalabalığın uzaktan gelen konuşmaları ve rüzgârın yüzüme dokunuşu bana uzun zamandır unuttuğum bir huzuru verdi.
O an cebimden günlüğümü çıkardım ve ilk cümleyi yazdım:
“Bugün kendimi, milyonlarca kum tanesinin arasında kaybolmuş gibi hissediyorum.”
Bir Avuç Kum ve Büyük Bir Soru
Kumsalda biraz yürüdükten sonra sessiz bir yere oturdum. Elime biraz kum aldım. Avucumun içindeki küçük tanelere baktım. Her biri birbirine benziyordu ama aslında her biri farklıydı.
Tam o sırada aklıma o soru geldi.
“Kumsalda kaç tane kum tanesi vardır?”
Elimdeki birkaç kum tanesi bile saymakla bitmeyecek kadar fazlaydı. Peki ya bütün kumsal? Ya bütün sahiller? Ya dünyadaki tüm kumlar?
Bu sorunun cevabını kesin olarak bilmek mümkün değildi belki. Ama düşünmeye başladım. Bir kumsalda milyarlarca, hatta bazı büyük sahillerde trilyonlarca kum tanesi olabilir. Her biri küçücük, önemsiz gibi görünen parçalar…
Ama o küçük parçalar birleşince koca bir kumsal oluşturuyordu.
İşte o an içimde garip bir duygu oluştu.
Belki ben de öyleydim.
Belki yaşadığım küçük başarısızlıklar, kırgınlıklar ve korkular tek başına çok büyük görünüyordu. Ama hayatın tamamına baktığımda onlar sadece küçük kum taneleri gibiydi.
Bir gün yaşadığım üzüntü, bir başka günün mutluluğunu yok etmiyordu.
Kumsalın Sessizliğinde Kendimle Konuştuğum An
Bunu da Okuyun: Süpersonik füze hızı kaç km ?
Güneş yavaş yavaş batmaya başladığında insanlar sahilden ayrılmaya başladı. Çocukların kahkahaları azaldı, denizin sesi daha belirgin hale geldi.
Ben hâlâ aynı yerde oturuyordum.
O gün kendime uzun zamandır sormadığım soruları sordum.
Neden bazı şeylerin hemen olmasını bekliyordum?
Neden küçük başarısızlıklarımı büyük yenilgiler gibi görüyordum?
Neden kendime karşı başkalarına olduğumdan daha acımasız davranıyordum?
Bu soruların cevaplarını tamamen bulamadım. Ama içimde bir değişiklik hissettim.
Hayatın da bir kumsal gibi olduğunu düşündüm. Her gün yaşadığımız olaylar, aldığımız kararlar, tanıştığımız insanlar ve hissettiğimiz duygular birer kum tanesi gibiydi.
Bazıları ayağımızı acıtıyordu.
Bazıları bizi mutlu ediyordu.
Bazıları ise fark etmeden hayatımızın şeklini değiştiriyordu.
Bir kum tanesinin kumsal için ne kadar önemli olduğunu düşünmüyoruz. Çünkü tek başına çok küçük görünüyor. Ama o olmadan kumsal eksik kalıyor.
Belki insanların da değeri böyleydi.
Belki benim de değerim, büyük başarılarımla değil; yaşadığım küçük anlarla, verdiğim mücadelelerle ve hissettiğim gerçek duygularla oluşuyordu.
Hayal Kırıklığından Umuda Uzanan Yol
O dönem hayatımda gerçekleşmesini çok istediğim bazı planlar vardı. Çok çalışmış, çok beklemiş ve sonunda güzel bir sonuç alacağımı düşünmüştüm.
Ama beklediğim olmadı.
İnsan bazen bir kapının açılmasını beklerken, aslında başka bir yolun başladığını fark etmiyor. Ben de uzun süre sadece kapanan kapıya baktım.
Kendimi başarısız hissettim.
Kendime kızdım.
Hatta bazı geceler günlüğümün başına oturup yazacak tek bir olumlu cümle bile bulamadım.
Ama o kumsalda anladım ki hayat sadece tek bir sonuçtan ibaret değildi.
Bir kum tanesi nasıl tek başına kumsal değilse, tek bir kötü gün de hayatın tamamı değildi.
Bu düşünce bana büyük bir umut verdi.
Eve döndüğümde günlüğümün arasına o gün sahilden aldığım küçük bir deniz kabuğunu koydum. Yanına da şu cümleyi yazdım:
“Bazen kaybolduğunu düşündüğün yerde, aslında kendini bulmaya başlarsın.”
“Kumsalda kaç tane kum tanesi vardır” konusundaki yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Lippo olarak sizlere her zaman kaliteli içerik sunmaya devam edeceğiz.
Kum Tanelerinin Bana Öğrettiği Şeyler
O günden sonra çevreme biraz daha farklı bakmaya başladım.
Bir insanın hayatındaki küçük şeylerin aslında ne kadar büyük anlamlar taşıdığını fark ettim. Sabah içtiğim kahvenin sıcaklığı, sevdiğim bir insanın gönderdiği kısa bir mesaj, sokakta duyduğum güzel bir müzik…
Eskiden bunları sıradan şeyler olarak görürdüm.
Şimdi ise her birini hayatın küçük hediyeleri gibi hissediyorum.
Kumsalda kaç tane kum tanesi vardır bilmiyorum.
Belki sayamayacağımız kadar çoktur.
Belki insan zihni o sayının büyüklüğünü tam olarak kavrayamaz.
Ama artık benim için önemli olan sayı değil.
Önemli olan, her kum tanesinin bana hatırlattığı anlam.
Çünkü o küçücük taneler bana şunu öğretti:
Büyük şeyler, küçük parçaların birleşmesiyle oluşur.
Büyük hayaller, küçük adımlarla gerçekleşir.
Büyük mutluluklar, küçük anların içinde saklanır.
Günlüğümde Kalan Son Cümle
Kayseri’ye döndüğümde odamın köşesine oturup o günü tekrar yazdım. Sayfalarca anlattım. Denizden, kumdan, yalnızlıktan ve içimde oluşan değişimden bahsettim.
Son satıra geldiğimde uzun süre düşündüm.
Sonra şunu yazdım:
“Bir kumsaldaki kum tanesi kadar küçük olduğumu düşündüğüm gün, aslında hayatın büyük bir parçası olduğumu fark ettim.”
Belki hepimiz zaman zaman kendimizi önemsiz hissediyoruz. Belki bazı hayallerimiz gecikiyor, bazı yollar istediğimiz gibi ilerlemiyor.
Ama hiçbirimiz sadece tek bir anımızdan ibaret değiliz.
Biz, yaşadığımız bütün anların toplamıyız.
Sevinçlerimizin, gözyaşlarımızın, hatalarımızın ve umutlarımızın oluşturduğu büyük bir kumsalız.
Ve belki de hayatın en güzel yanı şu:
Kaç tane kum tanesi olduğunu tam olarak bilemediğimiz bir kumsalda bile, kendi küçük izimizi bırakabiliyoruz.